Salvador Dali
  • 04 Kasım 2019

Salvador Dali egzantrik giyimi, aykırı davranışları ve sözleriyle, din konusundaki değişken fikirleriyle, ilginç tekniğiyle, 20’nci yüzyılın en büyük sürrealist ressamı…

Ölen kardeşine ikizi kadar benziyordu

Salvador Dali 11 Mayıs 1904’te, İspanya’nın Figueres kentinde, çok sevdiği körfez kıyısındaki evinde doğdu. Kendisinden 9 ay önce sindirim yolu iltihabından ölen 3 yaşındaki abisinin ismini almıştı: Salvador…

Salvador, ölen kardeşine ikizi kadar benziyordu. Ailesi, bu şok ölümü Dali’ye anlatıyor; ilk Salvador’un mezarına götürüyor ve onu bir ayna olarak görüyordu. Salvador Dali bu yüzden küçük yaşta kimlik sorunu yaşıyor, kendisini ailesine kanıtlamak için çaba sarfediyordu.

1973’te hiç tanımadığı kardeşi hakkında şöyle yazdı: “Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu… Babamın sevgisinin bu sınırları, yaşamımın ilk günlerinden itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.”

Annesinin Ölümü

Dali’nin annesiyle babası resmen zıt karakterliydi. Babası sert ve otoriter; annesi sevecen ve anlayışlıydı. Kendisinden 3 yıl sonra kız kardeşi doğdu. Evin tek erkek çocuğu olmanın verdiği ilgiyle, küçük yaşlardan beri kaprisli ve şımarık bir karakter sergiledi. Annesinin desteğiyle başladığı resim serüveni, annesinin meme kanserinden ölümüyle birlikte, onu hayata bağlayan en önemli unsur haline geldi. Dali, yıllar sonra annesinin ölümüyle ilgili şöyle yazdı: “Hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım. Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum.”
Babası ise kısa süre sonra baldızıyla evlendi.

Picasso Etkisi

Salvador Dali, 20’li yaşlarının başında Madrid’de üniversiteye başladı ama anarşist akıma katıldığı için okuldan atıldı; bir süre tutuklu kaldı.

Barselona’da ilk kişisel sergisini açtı. Resimleri eleştirmenler ve bazı çevreler tarafından ilgi ve şaşkınlıkla karşılandı.

1926’da Paris’te Picasso ile tanıştı. Sonraki birkaç yıl Picasso etkisi, Dali’nin resimlerinde net bir şekilde görülebilecekti.

Salvador Dali Değişiyor

Madrid’de Louis Burnier ve Federico Garcia Lorca ile tanıştığında, Dali tamamen değişti. Uzun saçları, ağzından hiç düşmeyen piposu gitti; yerine kısacık briyantinli saçlar ve asık suratlı biri geldi.

Günlük yaşamı entelektüel bir şekilde devam ediyordu. Louis Burnier ile birlikte 1929’da ‘Bir Endülüs Köpeği’ isminde avangard bir kısa film çekti. Bu film, sürrealist sanat çevrelerinde bu ikiliye büyük ilgi ve şöhret kazandırdı.

En Ünlü Yapıtı: Belleğin Azmi

Dali’nin belki de en çok tanınmış yapıtı, 1931 yılında yaptığı ‘Belleğin Azmi’ eseridir. ‘Yumuşak Saatler’ veya ‘Eriyen Saatler’ olarak da bilinen eserde, geniş bir kumsal manzarası önünde, eriyen cep saatleri resmedilir. Kimileri bunu katı ve değişmez zaman kavramına karşı bir protesto olarak; kimileri ise akıp giden zamanı gösterdiği şeklinde yorumlar. Daha sonra Dali bu resmin ilham kaynağını, sıcak ağustos güneşi altında eriyen bir peynir olarak yazdı.

Yapıtı Mona Lisa’ya benzer bir biçimde tamamladıktan sonra kırmızı şarapla ıslattığı söylenir.

‘Belleğin Azmi’, 1934 yılından bu yana New York’taki Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergileniyor.

Hayatının Her Şeyi: GALA

Salvador Dali’nin özel hayatı ise hayli ilginç. İlk başta kadınlara karşı ilgi göstermiyor; onları sadece ‘erotik fantazileri gerekli kılan canlılar’ olarak görüyordu. Bu fikri 1926’da Gala ile tanışınca değişti.

Gala, bir Rus avukatın karısı ve Rus şair Paul Eluard’ın eşiydi. Onu ilk defa bir otelin terasında gördüğünde eşiyle birlikteydi. Ertesi gün saat 11’de plajda buluşmak üzere sözleştiler.
Birkaç ay sonra Dali ve Gala aşık olarak birlikte yaşamaya başladı. Ve o andan itibaren Gala, Dali için bir aşık, bir arkadaş, esin perisi ve model, danışman ve her şeyin ötesinde varlığının yöneticisi oldu.

Freud Hayranıydı

Salvador Dali, daha sonra New York’ta bir sergi açarak ABD’de büyük bir üne kavuştu. TIME dergisine kapak oldu.

1937’de Hollywood’a giderek Marx Kardeşler’le tanıştı. Onlar için bir film senaryosu yazdı.

1938 yılında ise büyük hayranlık duyduğu Freud ile tanıştı, hatta onun birkaç portresini yaptı. Salvador Dali, klasik sürrealistlerin yaptığı gibi bilinçaltının dışavurumuyla ilgileniyor; Freud’un yazı ve araştırmalarını ilgiyle takip ediyordu. Freud ise “İçten ve fanatik” olarak tanımladığı için Dali için, “Gözleri büyüleyici bir dünyayı keşfediyordu” demişti.

Hollywood Yılları

1940’ta Dali ve Gala, bütün Avrupa’ya yayılmaya başlayan II. Dünya Savaşı’ndan kaçarak ABD’ye gitti. George Orwell, Dali’yi ‘Fransa tehlikeye düştüğünde fare gibi kaçmak’la eleştirdi. Yıllar sonra o dönemi Dali, “Avrupa savaşı yaklaştığında, tek düşündüğüm tehlike, daha da yaklaştığında tıkılacağım güzel bir yer bulmak” diyerek belirtti. Dali, ABD’de 9 yıl kaldı.

1942’de ‘Salvador Dali’nin Gizli Hayatı’ isimli otobiyografisini yayınladı.

1945-1946 yılında Walt Disney ile birlikte ‘Destino’ isimli filmin yapımında çalıştı. Bu film 2003 yılında ‘en iyi kısa animasyon filmi’ dalında Oscar kazandı.

Yine aynı yıl, Hitchock ile birlikte ‘Spellbound’ filminde beraber çalıştı.

Tartışma Yaratan Eseri: Çarmıha Gerilme

1954’te ise 20’nci yüzyılın en önemli dini resmi olan ‘Çarmıha Gerilme’ eserini bitirdi. Bu eser için yaklaşık 5 ay uğraştı. O zamana kadar yapılmış bütün çarmıha gerilmiş İsa resimlerinden farklı olan bu eser, çoğu Katolik’i rahatsız etti. Bu resimde İsa ilk kez sabit değildi ve acı çekmiyordu. Ayrıca üstte duran İsa, bir tanrısallık da içeriyordu. Bu resim çoğu insanı ilk bakışta kendine çeken, unutulması zor bir eserdir.

Gala Öldükten Sonra…

10 Haziran 1982’de Salvador Dali’nin çok sevdiği karısı, menajeri, modeli ve ilham perisi Gala hayatını kaybetti. Gala’nın ölümünden sonra Salvador Dali yaşam isteğini kaybetti ve resimden soğumaya başladı. Son yıllarında çok az eser veren Salvador Dali, 23 Ocak 1989’da hayatını kaybetti.